Adli tatil, her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer. Bu dönemde mahkemeler yalnızca kanunda sayılan acele işleri görür; buna karşılık dava ve takip süreleri bakımından uygulanan kural çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Süreler ne oluyor?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca adli tatilde süreler işlemez. Kritik nokta şudur: tatil içinde biten bir süre, kendiliğinden adli tatilin bittiği güne ötelenmez. Süresi adli tatil içinde dolan işlerde süre, adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır.
Yani 31 Ağustos’ta sona eren adli tatilin ardından, tatil içinde dolan süreler için 7 Eylül gününe kadar işlem yapma imkânı doğar. Bu bir hafta, uygulamada en çok karıştırılan ayrıntıdır.
Adli tatil bir “ara” değil, sürelerin özel bir rejime tabi olduğu dönemdir. Elinizdeki tebligatın tarihini ve süresinin tatile denk gelip gelmediğini mutlaka kontrol ettirin.
Adli tatilde görülen işler
Adli tatilde tüm yargı faaliyeti durmaz. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri, delil tespiti, tutuklu işler, nafaka ve velayete ilişkin acele hâller ile kanunun acele saydığı diğer işler bu dönemde de görülür.
İcra takipleri
İcra ve iflas dairelerinin adli tatili yoktur; icra takipleri bu dönemde de işler. Ancak icra hukukuna özgü ayrı bir kavram olan icra tatili ile adli tatilin karıştırılmaması gerekir.
Ne yapmalısınız?
Temmuz ve Ağustos aylarında elinize ulaşan her tebligatın tarihini kaydedin ve süresini bir hukukçuya kontrol ettirin. “Nasıl olsa adli tatil” düşüncesiyle bekletilen dosyalarda, uzama kuralının kapsamına girmeyen bir süre kaçırılabilir.



